Isparta evleri için acil çağrı

Isparta Turizm Derneği Başkanı Fevzi Özdemir, Osmanlı Dönemi’nden kalan ve bakanlık tarafından koruma altına alınan 223 evin yüzde 40’ının zarar gördüğünü söyledi.

Özdemir, önlem alınmazsa evlerin tek tek yok olacağına dikkat çekerek, Isparta Belediyesi, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, Süleyman Demirel Üniversitesi ve İl Özel İdaresini göreve çağırdı.

Isparta’da büyük bölümü Gazi Kemal Mahallesi’nde bulunan tescillenmiş 223 tarihi Isparta evinde çıkan yangınların tedirgin ettiğini ifade eden Isparta Turizm Derneği Başkanı Fevzi Özdemir, “Burada gerekli önlemler alınmazsa, hem uyuşturucu kullanan gençler mesken tutacak hem de bu çevrede yaşayan mahalle sakini çocuklarımız bu durumdan kötü etkilenecek. Yeni tarihimize sahip çıkarak, gelecek nesillerimizi de kurtarabiliriz” çağrısı yaptı.

Özellikle yaklaşık 5 ay önce bu konuyu gündeme getirdikten sonra, görsel ve yazılı basın ile sosyal medya vasıtasıyla birçok kez girişimde bulunulduğunu aktaran Dernek Başkanı Fevzi Özdemir, “Yaptığımız bütün girişimlere rağmen maalesef hiçbir cevabi dönüş olmamıştır. Bu ilgisizlik bizleri son derece üzmektedir. Isparta’nın yanı sıra diğer illerin özellikle bu tarihi alanların iş yeri ve konut haline dönüştürülmesi konusunda birçok girişimi bulunmaktadır. Bu çalışmalarla hem iyileştirme sağlanmakta, hem tarihin gün yüzüne çıkmasına hem de kültür turizmi ekonomisinin canlanmasına imkan sağlanmaktadır. Isparta’da böyle bir çalışma neden yapılmıyor” diye konuştu.

Isparta’nın, 80 binin üzerinde öğrencisi bulunduğu konusunda övünen bir kent olduğuna işaret ederek tarihi değerlere önem verilmemesine de anlam veremediğini kaydeden Fevzi Özdemir, Yalvaç ilçesindeki Pisidia Antiochia’da kazı çalışması yapan Süleyman Demirel Üniversitesinin gün yüzündeki tarihe neden sahi çıkmadığını sordu. Özdemir, “Süleyman Demirel Üniversitesi yıllardan bu yana hem Pisidia Antiochia gibi önemli bir Hristiyan hac merkezi sayılan alanda hem de kent merkezinde bulunan Aya Yorgi ve Aya Baniya Kiliselerinin onarılıp, açılması için yeterli yetki sahibidir. Üniversitenin bile ön açıcılık yapması gereken bu konulardan uzak kalması da ciddi bir ilgisizliği ortaya koymaktadır” diye konuştu.

Bu konularda mahalle baskısını arka plana atarak, kültür ve tarihi ilgilendiren projeleri tamamladıktan sonra, Halı Müzesi-Etnoğrafya Müzesi gibi alanların da ziyarete açılması gerektiğini savunan Özdemir, daha duyarlı olunması gerektiğini söyledi.

“Vatandaşın tedbir alması yeterli değil”

Tarihi evler konusunda yapılan haberler ve bilgilendirme çalışmaları sonrasında bazı vatandaşların girişimlerde bulunduğunu, ancak yeterli düzeye ulaşamadıkları için herhangi bir çalışmanın başlamadığını ileri süren Özdemir, “Vatandaşlar, tarihi evlerin restorasyonu için yapmış oldukları müracaat ve bazı projelerin kabul görmediği serzenişinde haklı bulunmaktadır. Bu nedenle Turizm Bakanlığı, Özel Proje Alanı (ÖPA) dediğimiz proje üzerinde hem belediyenin, hem üniversitenin hem de İl Özel İdaresinin ciddi çalışmalar yapmasını öngörmektedir. Vatandaş yapabileceğini yapmaktadır” şeklinde konuştu.

“Ortak noktada buluşulması lazım”

Vatandaşların kendi imkanlarıyla daha bir şeyler yapmak istediklerinde, konuyla ilgili uzman eleman hususunda sıkıntı yaşadıklarını söyleyen Özdemir, “Yeterli destek ve destek sonrası yapılacak restorasyon-restütisyon ve röleve gibi konularda uzman kadro ve eleman sıkıntısı çekilmektedir. İvedilikle bu konuların düzeltilmesi adına üniversite-belediye-İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İl Özel idaresi ortak bir konsensüs sağlamalıdır. Özellikle tarihi doku ve kültür turizmiyle ilgili ortak paydada buluşulması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Özdemir, “Bugün bizim kurtarma mücadelesini verdiğimiz bu evler, son süreçte uyuşturucu madde bağımlılarının mekanı olmaya ve çıkan yangınlarda yok olmaya devam etmektedir. Buradaki evlerin kontrol altına alınması için bahsi geçen kurumlar derhal harekete geçmek zorundadır. Çünkü, buradaki madde bağımlıları fiili çevreye zarar vermelerinin yanında bizim gelecek nesillerimizi de bu madde bağımlılığı batağına çekebilir ve geleceğimize büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Özetle, bu evlerimizi iyileştirir kontrol altına alabilirsek; hem geçmişimizi ve tarihimizi koruyarak muhafaza altına almış oluruz hem de geleceğimizi bu şekilde kurtarabiliriz” dedi.

(İHA)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*